Cildim Yandı Ne Yapmalıyım? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle İyileşmek Bir eğitimci olarak her durumu bir öğrenme fırsatı olarak görürüm. Cildim yandı ne yapmalıyım? sorusu, yüzeyde yalnızca fiziksel bir sorundur; ama derinlerde, deneyimden öğrenme sürecinin bir metaforunu taşır. Çünkü her yanık —ister güneşten ister hayattan gelsin— insanın kendi sınırlarını fark ettiği, bilgiyi bedensel bir deneyimle içselleştirdiği bir andır. Eğitim, tam da bu noktada başlar: yaşanan acıyı farkına dönüştürmekte. Deneyimsel Öğrenme: Yanık da Bir Ders Olabilir Pedagoji, öğrenmenin yalnızca teorik değil, deneyimsel bir süreç olduğunu savunur. David Kolb’un deneyimsel öğrenme kuramına göre birey, yaşadığı her olayı dört aşamada anlamlandırır: deneyim, gözlem, kavramsallaştırma ve…
Yorum BırakKategori: Makaleler
“Kaos Oldu” Ne Demek? Güçlü Bir İtiraz: Belirsizliğin Romantize Edilmesine Hayır Şunu peşin söyleyeyim: “Kaos oldu” cümlesine tahammülüm yok. Çünkü bu kalıp, olup biteni açıklamaz—üstünü örter. Haber bültenlerinde, sosyal medyada, toplantı odalarında aynı cümleyi duyuyoruz: “Kaos oldu.” Ne oldu? Kim yaptı? Neden oldu? Hangi zincir koptu? Sessizlik. İşte tam bu yüzden, bugün “kaos oldu” ifadesini didik didik etmek, zayıf noktalarını ortaya koymak ve daha dürüst bir dilin kapısını aralamak istiyorum. Çekirdek iddia: “Kaos oldu” ifadesi, sorumluluğu buharlaştıran ve gerçekleri flulaştıran bir kaçış cümlesidir. “Kaos Oldu” Kalıbının Anatomisi: Kime Yarıyor? “Kaos oldu” dediğiniz anda iki şey gerçekleşir: fail kaybolur ve süreç…
Yorum BırakKelimelerin Evreni: Bir Edebiyatçının Gözünden Aristoteles’in Kozmosu Edebiyat, evreni anlamanın bir başka yoludur. Bir yazar için dünya, kelimelerin dokunduğu kadar geniş, hayalin uzandığı kadar derindir. Aristoteles’in evren anlayışı da bu anlamda yalnızca bir kozmoloji değil, aynı zamanda bir anlatı biçimidir. Her yıldız bir kelime, her gezegen bir anlam taşır. Aristoteles, evreni yalnızca maddi düzen olarak değil, aynı zamanda bir hikâye olarak kurgulamıştır. Ve her iyi hikâyede olduğu gibi, bu evrende de bir düzen, bir amaç, bir dramatik yapı vardır. Aristoteles’in Evreni: Düzen, Amaç ve Anlam Evren Bir Sahne, İnsan Bir Oyuncu Aristoteles’e göre evren, kusursuz bir düzenin sahnesidir. Her varlık,…
Yorum BırakKansızlık İçin Hangi Vitamin Alınmalı? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Derinlemesine Bir Bakış “Bir konunun sadece bir yönüne bakmak bize tüm resmi göstermez.” İşte bu düşünceyle, kansızlık ve vitamin ilişkisine yalnızca tıbbi bir mesele olarak değil, kültürel ve toplumsal bir olgu olarak da yaklaşalım. Çünkü kansızlık sadece laboratuvar sonuçlarıyla ilgili değildir; coğrafyaya, beslenme alışkanlıklarına, hatta geleneklere göre bile değişen çok katmanlı bir konudur. Gelin şimdi, hem dünyaya hem de kendi mutfağımıza uzanan bu yolculuğa birlikte çıkalım. Kansızlığın Temelinde Ne Var? Kansızlık (anemi), vücudun yeterli miktarda sağlıklı kırmızı kan hücresi veya hemoglobin üretememesi sonucu ortaya çıkar. Bu durum, oksijen taşıma kapasitesini düşürür…
Yorum BırakTek Görüntülenme Nedir? Toplumsal Görünürlük ve Bireysel Kimliğin İncelikli Dengesi Bir araştırmacı olarak yıllardır insan davranışlarını, toplumsal yapıların birey üzerindeki etkilerini gözlemliyorum. Fark ediyorum ki modern toplumun en sessiz ama en güçlü alanı, “görülme arzusu”dur. Artık kim olduğumuz, ne yaptığımız kadar, kimler tarafından görüldüğümüzle de tanımlanıyor. İşte bu noktada “tek görüntülenme” kavramı, dijital çağın sosyolojik bir aynası olarak karşımıza çıkıyor. Tek görüntülenme, yalnızca bir tıklama sayısı değil; toplumsal görünürlüğün, bireysel değer algısının ve kültürel kimliğin kesiştiği bir sosyal olgudur. Her “görüntüleme”, bir bakışın, bir onayın, bazen de bir yargının izidir. Toplumsal Normların Görünürlük Üzerindeki Gücü Toplumsal normlar, bireylerin neyi paylaşabileceğini,…
Yorum BırakTarihte Mehmet Giray Kimdir? Bir tarihçi olarak geçmişe bakarken, yalnızca olayların ardışık sıralamasını değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümleri ve bireylerin bu dönüşümdeki rollerini anlamaya çalışırım. Zira tarihin nabzı yalnızca savaşlarda, taht mücadelelerinde ya da imparatorlukların yükseliş ve çöküşünde değil; aynı zamanda insanın değişen dünya ile kurduğu ilişkide atar. Bu yazıda, tarihte önemli bir figür olan Mehmet Giray’ın hayatına ve dönemine yakından bakacağız. Onun hikâyesi, yalnızca Kırım Hanlığı’nın tarihi değil, aynı zamanda Osmanlı-Avrupa ilişkilerinin, Doğu Avrupa’daki dengelerin ve göçebe geleneğinin dönüşüm sürecinin de bir yansımasıdır. — Kırım Hanlığı’nın Arka Planı Kırım Hanlığı, Altın Orda Devleti’nin parçalanmasıyla ortaya çıkan hanlıklardan biriydi. 15.…
Yorum BırakKamulaştırma Planı Nedir? Kamu Yararı mı, Mülkiyetin Sessiz Terk Edilişi mi? Şunu en baştan söyleyeyim: “Kamu yararı” etiketi yapıştırılan her proje gerçekten kamu yararına olmayabilir. Kamulaştırma planı dosyalarına bakınca gördüğüm şey, çoğu zaman vatandaşın masaya çağrılmadığı bir pazarlık. Belgeler steril, cümleler resmî; ama sonuçta birilerinin evine, tarlasına, dükkânına veda etmesi isteniyor. Peki buna itiraz edeceğiz de nasıl? Tam da burada “kamulaştırma planı nedir?” sorusunu, romantik tanımları bir kenara bırakıp sertçe konuşarak açalım. Kamulaştırma planı, bir idarenin özel mülke “kamu yararı” gerekçesiyle el uzatma yol haritasıdır; harita doğru çizilmezse mağduriyet hukuken “meşru”, vicdanen “haksız” kalabilir. Kamulaştırma Planı Nedir? Basitçe: Kamulaştırma planı,…
Yorum BırakSibernetik Güdümbilim Ne Demek? Toplumsal Yapıların Görünmeyen Kontrol Mekanizması Bir Araştırmacının Samimi Girişi: Toplumu Anlamaya Dair Merak Toplumun dinamiklerini, bireylerin davranış biçimlerini ve aralarındaki görünmez bağlantıları anlamaya çalışan bir sosyoloji araştırmacısı olarak kendime sık sık şu soruyu sorarım: “İnsan davranışları gerçekten özgür mü, yoksa toplumsal bir sistemin içsel güdüm mekanizmaları tarafından mı yönlendiriliyor?” Bu sorunun cevabını ararken karşıma çıkan kavramlardan biri Sibernetik Güdümbilim oldu. Bu kavram, yalnızca makinelerin ya da teknolojik sistemlerin kontrolüyle değil, aynı zamanda toplumun kendi kendini düzenleme biçimiyle ilgilidir. Sibernetik güdümbilim, toplumsal sistemlerin bir denge arayışı içinde nasıl yönlendiğini, bireylerin bu yönlendirme içindeki rollerini ve kültürel normların…
Yorum BırakSelanik Göçmenleri Kimdir? Bir Toplumun Hafızasında Kök Arayışı Toplumsal yapıların iç içe geçtiği, bireylerin tarihsel kırılmalar arasında kimliklerini yeniden kurduğu bir dünyada, Selanik göçmenleri üzerine düşünmek aslında Türkiye’nin toplumsal belleğini anlamak anlamına gelir. Bir araştırmacı olarak, her göç hikâyesinde yalnızca yer değiştiren bedenleri değil, aynı zamanda taşınan kültürel değerleri, normları ve duygusal bağları görürüm. Selanik göçmenleri, bu yönüyle hem bir tarihin hem de bir kültürel dönüşümün canlı tanıklarıdır. Bu yazı, Selanik göçmenlerini yalnızca “yerinden edilmiş bir topluluk” olarak değil, aynı zamanda toplumsal yapının yeniden inşasında rol oynayan bir kültürel aktör olarak ele alır. Göçün yarattığı kimlik dönüşümünü, toplumsal normların, cinsiyet…
Yorum BırakKameraman Türkçe mi? – Geleceğin Dilinde Bir Meslek Adının İzleri Hiç düşündün mü, bir kelimenin geleceği olabilir mi? Bugün, “kameraman” kelimesinin yalnızca doğru yazımını ya da kökenini değil, onun gelecekteki anlam evrimini konuşalım. Evet, bu yazı bir beyin fırtınası daveti. Çünkü “Kameraman Türkçe mi?” sorusu sadece dilbilgisel bir tartışma değil; dilin, teknolojinin ve kimliğin kesişim noktasında duran bir ayna. Kısa cevap: Kameraman Türkçe kökenli değildir; İngilizce “camera man” ifadesinden Türkçeye geçmiş, ses uyumuna uydurularak dilimize yerleşmiştir. Ancak bugün Türkçe’nin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bir Beyin Fırtınası Başlıyor: Kelimeler de Evrim Geçirir mi? Dil yaşayan bir organizmadır. Teknoloji, kültür ve…
Yorum Bırak