Bilimsel Metin Kurmaca Mıdır?
Bazen insan bir konuda o kadar kafa karıştırıcı bir hale gelir ki, düşünceleri bir labirente dönüşür. Her adımda yeni bir soru, her döngüde daha da büyüyen bir belirsizlik. Bugün de kendimi böyle hissediyorum. O anı hatırlıyorum, bir akşam Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, kafamda dönüp duran bir düşünce vardı: “Bilimsel metin kurmaca mıdır?” Bu soruya takıldım ve çözemedim. İçimde fırtınalar koparken, gözlerimde bulanık bir huzur vardı. Belki de gerçeklik, her zaman olduğu gibi, kurmacanın içine sızmıştır, diye düşündüm. Ama bu soruyu hemen, o an cevapsız bırakmak istemiyorum. İşte bir günün, bir akşamın içinden çıkan düşüncelerle yazmaya karar verdim.
Geçen O Akşam
Bir arkadaşım, bilimsel bir makale yazmam konusunda beni cesaretlendirdi. Kayseri’de bir kafede, pencere kenarındaki o rahat koltukta otururken, ilk defa tam olarak ne yapmam gerektiğini anlamadım. O kadar çok şey okudum ki, hepsi birbirine karıştı. Bilimsel yazının her bir cümlesiyle, her bir paragrafıyla ilgili endişem arttı. Yazdıklarım doğru muydu? Gerçekliğe ne kadar yakındı? Gerçekten bir metin doğru olabilir miydi? Bütün bu sorular kafamda dönerken, etrafımda her şey bir şekilde bulanıklaştı. Kafede çalışan garsonlar, gözlerindeki yorgunlukla bir yandan siparişleri götürürken bir yandan da ne kadar hayal kırıklığına uğradıklarını belli ediyorlardı.
Bir yudum kahve alırken, arkadaşımın verdiği öneri aklımda yankılandı: “Bilimsel bir metin, sadece doğru olmalı, gerisi kurmaca!” Ama ben kurmacanın anlamını başka bir şekilde öğrenmiştim. O an düşündüm: “Kurmak, yaratmak… Yani insan bir şeyler uyduruyor, belki de bilim de böyle bir şeydir.”
Bilimsel Metin: Gerçek mi, Kurmaca mı?
İçimdeki duygularla bilimsel metin arasındaki çizgiyi bulmak o kadar zor ki! Duygularımı her zaman yazılarıma yansıtmaya çalıştım. Her kelimeyi, her satırı tek tek seviyorum. Ama işin içine bilim girdiğinde, her şeyin bir ölçüte oturması gerektiğini hissediyorum. Bu, sanki içimdeki duygusal tarafla mantıklı düşünme tarafımın sürekli çarpışması gibi. “Bilimsel metin kurmaca mıdır?” diye düşünürken, bir yandan kendime “Gerçekten de sadece doğru olmalı mı?” diye soruyorum.
Bir an, yazının kaybolan doğruluğunu düşündüm. O kadar çok doğru var ki, bir tanesini bulmak çok zorlaşıyor. Ya da belki de doğru dediğimiz şey, aslında kurmaca bir şemadan ibaret. Düşüncelerim o kadar karışıktı ki, insanın aklına gelen her şeyin, bir başka düşüncenin altında ezilmesine neden oluyordu. İşte o anda hissettim ki, belki de bütün bilimsel metinler bir noktada kurmaca oluyordur. Yani, gerçeklik bir sınırda, fakat o sınır bazen o kadar ince bir çizgi oluyor ki, üzerinde yürümek neredeyse imkansız.
Bir bilimsel yazı yazdım, yazarken içimde her şey birbirine girdi. Gerçek mi yazıyorum, yoksa bir kurgu mu oluşturuyorum? Okurken, yazdıklarımın belki de birkaç paragraf öncesiyle ne kadar farklı olduğunu fark ettim. Belki de bu, tüm yazılı metinlerin ortak sorunu. Gerçekliği yansıtan yazılar, bazen insanların kafasında kurmaca bir hikâyeye dönüşebilir.
O Anı Hatırlamak
Bir başka akşam, Kayseri’nin ışıkları yavaşça sönmeye başladığında, gökyüzüne bakarken aynı soruyu tekrar sordum: “Bilimsel metin kurmaca mıdır?” Bu sorunun içinde kaybolurken, bir zamanlar yazdığım bir günlük aklıma geldi. O günlükte kendimi tanıtmış, duygularımı anlatmıştım. Belki de bir gün bilimsel bir metin de böyle olur, dedim. İnsanlar duygularını içlerinde tutmaya çalışırken, aslında yazılarında da her zaman bir hikâye anlatıyorlar. Belki de o hikâyeyi anlatırken, bilimin temel ilkelerine sadık kalmak, bir noktada yaratmakla özdeşleşiyor. Gerçekliği, ya da gerçek olarak kabul edilen her şeyi yaratıyorsun, bir şekilde.
Bir süre sonra fark ettim ki, her metin yazılırken bir “kurmaca” parçası vardır. Duygularını içinden çıkarıp, bir biçime sokmak, bu bile bir kurmaca. Ama bu kurmaca, o kadar gerçek bir hissiyat yaratıyor ki, bence bir bilimsel metin de bunu yapmalı. Yani, kurmaca olmak zorunda değil, ancak her metin, bir şekilde gerçeği oluşturmak için biraz da olsa yaratıcı olmalı.
Sonuç: Bilimsel Metin ve Kurmaca
Yazarken, bilimsel metnin her kelimesinde biraz gerçeklik, biraz kurmaca olduğunu düşündüm. Çünkü duygular, bir şekilde gerçeklik algısını da etkiliyor. İnsanın hisleri, düşündüklerinden daha güçlüdür ve bir bilimsel metin yazarken de bu hislerin dışa vurması, belki de metni “kurmaca” kılabilir. Bilimsel metinler her ne kadar doğru ve somut verilere dayansa da, bu verileri ortaya koyarken bir nebze de olsa kurmaca bir perspektife yer vermek, metnin içindeki duygu yoğunluğunu artırabilir. Belki de bu yüzden bilimsel metinler, o kadar gerçek, ama bir o kadar da kurmacadır.
Bir akşam daha Kayseri’nin gece havası, sorularıma cevap olmaktan çok, daha fazla soruya yol açtı. Ve ben hala düşünüyorum: Bilimsel metin kurmaca mıdır?