Payall olarak “Eğim ve yükselti aynı şey mi” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!
Eğim ve yükselti aynı şey mi?
Sabah Kayseri’nin serin havasında uyandım. Pencereden baktığımda Erciyes’in beyaz tepeyi örten karı görünüyordu. Her zamanki gibi derin bir nefes aldım; kalbim hem heyecanlı hem de biraz hüzünlüydü. Bugün yürüyüşe çıkmak istiyordum, ama aklımda tek bir soru vardı: Eğim ve yükselti aynı şey mi?
Dışarı çıktım, ayakkabılarımı bağlarken içimden kendi kendime sordum: “Bazen hayatta da böyle değil mi? Her şey aynı görünüyor ama aslında farklı…”
Yokuşun başlangıcı
Mahallemizin küçük yokuşuna doğru yürümeye başladım. İlk adımda bile göğsüm hafifçe daraldı. Yokuşun eğimi öylesine bir gerçekti ki sanki her adımda kalbim daha hızlı çarpıyordu. Telefonumu cebime koydum; fotoğraf çekmek değil, sadece yürümek istiyordum.
Yolda, yaşlı bir amca bahçesinden el salladı:
— “Günaydın genç! Bugün yokuş zorlayacak gibi görünüyor.”
— “Evet amca, biraz yorulacağım gibi,” dedim, ama içimde bir kıvılcım vardı.
O an anladım ki, eğim sadece fiziksel bir gerçek değil; ruhun da sınandığı bir yer. Ve yükselti… O daha farklı bir şeydi. Her zaman göz alabildiğine bakan, sessiz ama etkileyici bir güç gibi.
İçsel hesaplaşma
Yavaş yavaş yokuşu çıkarken içimden küçük notlar tutuyordum. Kalemim olsaydı belki defterime şöyle yazardım: “Eğim, her adımda nefesimi alıyor. Yükselti, manzarayı ödül gibi sunuyor.”
Birden ayağım takıldı, kısa bir tökezleme. İçimden sinirli bir ses çıktı:
— “Hayatım, her şeyi karıştırıyorsun! Eğim de yükselti de farklı şeyler, ama ben ikisini birden yaşıyorum.”
O anda fark ettim ki fiziksel olarak yokuşu çıkarken hissettiklerim, zihnimdeki karmaşayı da yansıtıyordu. Eğim zorluk, yükselti ise hedef. İkisi aynı olsaydı, belki de hayat bu kadar heyecanlı olmazdı.
Manzara ve durak
Yokuşun ortasında durdum. Nefes nefese, terle kaplıydım. Ama gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldığımda fark ettim ki yükseltiye ulaşmak, eğimden çok daha fazlasını ifade ediyordu.
Kendime gülümsedim: “Demek ki eğim sadece mücadele, yükselti ise ödül.”
O an bir çocuk yanımdan geçti. Elinde bir uçurtma vardı ve onu havaya kaldırıyordu. Rüzgarla birlikte uçurtma yükseliyor, ama uçuşu boyunca sürekli bir direnç hissediyordu. Aynı benim yokuşta yaşadığım his gibi.
Bir anı deftere yazmak
Ellerim cebimde, yavaş yavaş yokuşu tamamlıyordum. İçimde hem hayal kırıklığı hem de umut vardı. Düşündüm: “Eğim ve yükselti aynı şey olamaz. Biri mücadeleyi gösterir, diğeri kazanımı. Ama ikisi olmadan bu yürüyüş eksik kalır.”
Bir bankta oturdum, Erciyes’in karla kaplı zirvesine baktım. Kalbimde hem tatlı bir yorgunluk hem de minik bir sevinç vardı. Yanımdan geçen biri:
— “Güzel gün değil mi?”
— “Evet, çok güzel,” dedim. Ama içimdeki his, sadece güzel kelimesiyle anlatılamayacak kadar karmaşıktı.
Düşünceler ve duygular
Defterim olsaydı belki şöyle yazardım:
Eğim: Her adımda nefesimi kesen, bazen sinir eden ama geçilince tatlı bir yorgunluk bırakan gerçek.
Yükselti: Gözlerin ufka açıldığı, ruhun hafiflediği, ödül gibi bir his.
Ve sonra düşündüm: Hayatta da böyle değil mi? Her zorluk (eğim) bir şekilde bizi bir yere taşır. Ama o yere ulaştığımızda (yükselti), yaşadığımız her nefes, her ter, bir anlam kazanır.
Geriye dönüp bakmak
Yokuşu tamamlayıp eve dönerken bir kez daha düşündüm. Eğim ve yükselti aynı şey değildi. Ama birbirini tamamlayan iki öğeydi. Hayatta, ilişkilerde, hedeflerde… Her zorluk, bir ödüle çıkıyordu.
Küçük bir gülümsemeyle dedim ki içimden:
— “Belki de önemli olan ikisi arasındaki dengeyi görmek.”
Ve o an, Kayseri’nin soğuk akşamında bile içim ısındı. Yokuşlar, zirveler ve her ikisiyle gelen duygular… Hepsi birer ders gibi.
Son durak ve farkındalık
İlginizi Çekebilecek İçerik: Eymür boyu Alevi midir ?
Eve vardığımda, pencereden tekrar Erciyes’e baktım. Beyaz zirve, güneşin altında parlıyordu. İçimde hem tatmin hem de yeni bir merak vardı: Daha dik yokuşlar, daha yüksek zirveler… Hepsi beni bekliyordu.
Artık biliyorum ki, eğim ve yükselti aynı şey değil. Ama her biri, hayatın farklı ama tamamlayıcı yüzleri. Ve her yürüyüş, her adım, her nefes, bunu anlamak için bir fırsat.
İçimden bir not daha geldi:
“Belki de tüm mesele, yokuşu çıkarken nefesini ve duygularını hissetmek. Zirveye vardığında ise bu hislerin ödülünü almak.”
Ve gülümseyerek yatağıma uzandım. Yarın yine yürüyeceğim. Belki başka bir yokuş, belki yeni bir farkındalık. Ama biliyorum ki eğim ve yükselti bana her seferinde bir şeyler öğretecek.
Her adımda biraz daha kendimi, biraz daha hayatı anlayacağım.