Hangi Et Lastik Gibi Olur?
Bir sabah Kayseri’de uyanıp, penceremi açarken bir şey fark ettim: Hava hâlâ biraz serindi ama sabahın o dinginliği, tüm yorgunluğu silip atıyordu. Gözlerim hafifçe ağrıyordu. Dün gece uyumadan önce çok düşünmüştüm, bir şeylere karar vermek zorundaydım. Ama sabah oldu ve hayat yine bana normal gibi gelmeye başlamıştı. Oysa ki içimde kopan fırtınalar vardı. Hayal kırıklığı, hüsran, bir de umut… Belki biraz da şüphe. Tam olarak neye karar verdiğimi bilmiyorum, ama çok büyük bir seçim yapmam gerektiğini hissediyorum. Bu yüzden oturup yazmaya karar verdim. Hangi et lastik gibi olur, diye sormak istiyorum şimdi. Ne kadar saçma ama, bu soruyu kendime sorarken kafamda o kadar çok şey birikti ki, bir an önce döküp atmam gerektiğini düşündüm.
O Et ve Bir Hayal Kırıklığı
Yıllar önce, annemin yemek yaptığı mutfakta, elinde bıçakla bir et parçasını keserken bana sormuştu: “Hangi et lastik gibi olur, diye düşünürsün?” O zamanlar pek bir şey anlamamıştım. “Anlamadım anne,” demiştim. O da gülerek, “Herkesin bildiği etleri var ama bazen et de lastik gibi olabiliyor, yumuşak olur, çekiştire çekiştire kıvamını bulana kadar uğraşırsın” demişti. O günden sonra, pek anlamadım ama zamanla öğrendim. O cümleyi her hatırladığımda, bazen bir şeylerin zorla kabul edilmesi gerektiğini anlıyorum.
Hayat, bazen işte tam da böyle bir şey olur. Etin lastik gibi olması… Bir şeyin içindeki anlamı almak, o kadar kolay olmaz. Hani bazen işler yolunda gitmez, hayat sana o kadar yavaş hareket etmene, zorlanmana, mücadele etmene rağmen öyle bir yol sunar ki, o etin lastik gibi olduğunu fark edersin. Hiç beklemediğin bir anda, ne kadar çekiştirirsen çekiştir, ne kadar uğraşırsan uğraş, sonunda hiç olmadığı kadar yumuşak olur. O an hayal kırıklığına uğramışsındır, çünkü uğraşmak yerine kaybettiğini hissedersin.
İlk Aşkım ve Etin Yumuşaması
Hatırlıyorum, ilk aşkımda da bir et parçası gibi hissediyordum. Ne kadar mücadele etsem de, o kadar duygusal olarak yumuşamıyordum. Yani, ne kadar sevdim deseler de, o duygunun ne kadar ‘lastik’ olduğu bir türlü fark edemedim. Gençliğin o saf ve masum duygusuyla her şeyin olacağını, her şeyin her zaman güzel olacağını sanıyordum. Ama bir gün, her şey o kadar farklı oldu ki… Evet, biraz acı çektim ama sonra anlamaya başladım. Aşk bazen etin lastik gibi olması gibi. İnsan ne kadar çabalar, ne kadar uğraşırsa uğraşsın, karşısındaki insanın da yumuşaması gerekir. Bir tek taraflı bir çaba hep hayal kırıklığı yaratır. O zaman anladım. Et, sonradan lastik gibi oldu. O kadar çekiştirdim ki, sonunda yumuşadı.
Güven, Aşk ve Her Şeyin Yumuşaması
Bunu şimdi tekrar düşününce, hayatımda öğrendiğim en değerli şeylerden biri güven oldu. Aşkı, ilişkileri, insanları sevmeyi ve insanın kendini kabul etmesini öğrendim. O güvenin yokluğu, zamanla etin lastik gibi olmasına neden oluyor. Yani, insan bir noktada bunu hissediyor. Güvenle birleştirilen her şey, bıçakla kesilen et gibi değil, daha yumuşak bir hal alıyor. İnsan, bir başka insana güvenmeyi öğrendiğinde, o yumuşaklık içeri sızar. Çekiştirmek de gerekmez. Yumuşak olur. Ama bir de tersine, o güvenin eksik olduğu yerlerde her şey zorlayıcı, çetrefilli olur. Sonra bir bakmışsınız, hem ruhunuz hem de etiniz lastik gibi olmuş.
Etin Yumuşadığı Anlar ve Sonrası
Bir düşünün… Bir insanın hayatına girmesiyle her şey nasıl değişir? Etin nasıl yumuşadığını hissederiz. Hayatta bazı şeyler, bir gecede değişir. En çok da ruh hali. O gün, yıllar sonra hatırladığınızda, ne kadar değiştiğinizi anlarsınız. Ne kadar çok acı çektiniz, ne kadar çok umut kırıldı… Ama sonra bakarsınız ve o ‘lastik’ haline gelen o etin aslında yumuşadığını görürsünüz. O kadar zaman çabalar, sabır gösterir, bir şeye inanırsınız ama sonra bir noktada fark edersiniz ki, aslında doğru olan şey, biraz da her şeyi bırakarak akışına bırakmakmış. Her şeyin yumuşaması zaman alır. Ama hep bir umut vardır. Bir umutla mücadele etmeye devam edersiniz. O et yumuşar. O etin lastik gibi olması, aslında o kadar da kötü bir şey değildir. Sonra fark edersiniz ki, her şey, ne kadar sert olursa olsun bir şekilde yumuşar.
Sonuçta Hangi Et Lastik Gibi Olur?
Bugün düşündüm de, hangi et lastik gibi olur? diye soran o an annemin mutfakta bana söyledikleri, yıllar sonra hayatımda anlam kazanıyor. Zamanla, her şeyin yumuşayacağını, kırılmanın, hayal kırıklığının aslında kalıcı olmadığını öğreniyorsunuz. Etin lastik gibi olması, her zaman kötü bir şey değildir. O et yumuşar. Ve belki de yumuşayan her şey, sonunda en lezzetli halini bulur. Bu yazıyı yazarken hissettiğim o sıcaklık, belki de bir şeylerin gerçekten yumuşadığı, her şeyin anlam kazandığı anın başlangıcıdır. Kimin ne dediği önemli değil. Sen her şeyin yumuşaması için gereken zamanı, çabayı ve sabrı gösterdiğinde, her şeyin sonunda güzel olacağını anlıyorsun.