Yatay Geçiş Ne İçin Kullanılır? Eğitimdeki Gerçek Amaç ve Düşünmemiz Gereken Sorular
Bugün, eğitimdeki en çok konuşulan ama belki de en çok yanlış anlaşılan konulardan birini tartışmak istiyorum: yatay geçiş. Bu yazıyı yazarken, sadece eğitim sisteminin bir parçası olarak değil, aynı zamanda toplumun eğitim anlayışına dair de güçlü bir eleştiri getireceğim. Yatay geçiş gerçekten ne için kullanılır? Gerçekten akademik başarısını başka bir fakülteye geçiş yaparak çözmek isteyen öğrenciler için bir fırsat mı, yoksa yalnızca sisteme karşı bir tür manipülasyon aracı mı? Gelin, bu soruyu birlikte derinlemesine inceleyelim.
Yatay Geçiş: Sistemsel Fırsatlar mı, Kısmi Çözümler mi?
Yatay geçiş, bir öğrencinin aynı öğretim seviyesinde, farklı bir üniversite veya bölümde eğitim almasına olanak tanır. Başka bir deyişle, aynı akademik düzeyde bir okuldan başka bir okula geçmek, veya aynı okul içinde farklı bir bölüme geçmek anlamına gelir. Bu, genellikle öğrencilerin başladıkları bölümde yeterince başarılı olamadıkları, ilgi alanlarının değiştiği veya başka bir sebepten dolayı mevcut bölümlerinde mutsuz oldukları durumlarda kullanılır.
Ancak, yatay geçişin ardında yatan ana fikir gerçekten ne kadar doğru bir çözüm sunuyor? Yatay geçişi kullanan bir öğrenci, aslında bir çözüm arayışına mı giriyor, yoksa eğitim sistemi içerisindeki zayıf noktaları geçici bir şekilde savuşturmayı mı hedefliyor? Burada sorgulamanız gereken ilk sorulardan biri şu: Yatay geçiş gerçekten “katkı sağlıyor” mu yoksa eğitimdeki en büyük sorunu, yani öğrencinin ihtiyaç duyduğu doğru rehberliği ve ilgi desteğini geçici bir şekilde örtüyor mu?
Yatay Geçişin Zayıf Yönleri: Yetersiz Bir Çözüm
Evet, yatay geçiş bir tür çözüm olabilir. Ancak bu çözüm, sistemin eksikliklerini derinlemesine ele almaktan ziyade, onları sadece yüzeysel bir şekilde örtüyor. Üniversitelerin genel eğitim politikaları, bazen öğrencilerin derslerdeki başarısızlıklarını veya bölümdeki uyumsuzluklarını ortadan kaldırmaya yetmeyebilir. Yatay geçiş, bu eksiklikleri geçici olarak telafi etmek gibi bir işlev görürken, aslında eğitimdeki en temel sorunu, yani öğrenme süreçlerini iyileştirmeyi unutur.
Bir öğrenci, başlangıçta yanlış bir bölümde olduğunu hissedebilir ve yatay geçişle başka bir bölüme geçiş yapabilir. Ancak bir sonraki bölümde de benzer sorunlarla karşılaşması muhtemeldir. Kısacası, yatay geçiş bir tür “kaçış yolu” olabilir, ama eğitimdeki eksikliklere dair köklü bir çözüm sunmaz. Bu durum, özellikle kariyer seçimlerinde erken yaşlarda ciddi belirsizlik yaşayan öğrenciler için tehlikeli bir hal alabilir.
Yatay Geçiş: Ne Kadar “Adil” Bir Seçenek?
Bir diğer tartışmaya açılması gereken nokta ise yatay geçişin adil olup olmadığıdır. Üniversiteye başvurmuş ve kabul edilmiş bir öğrenci için, yatay geçiş yapmak her zaman aynı seviyede zorluk ve koşul gerektirmez. Örneğin, bir öğrenci mevcut üniversitesinde başarılı olamamışken, başka bir üniversiteye geçiş yaparak yüksek başarı kriterlerine ulaşmayı başarabilir. Ancak, bu durumda, zaten belirli bir düzeydeki öğrencinin başka bir okula geçiş yapması, eğitimin fırsat eşitliği ilkesine ne kadar uyum sağlıyor?
Yatay geçiş hakkının, özellikle sosyal adalet ve fırsat eşitliği açısından tartışılması gerekiyor. Başka bir deyişle, sadece daha az çaba göstererek bir öğrencinin, akademik geçmişi farklı olan bir üniversiteye geçiş yapabilmesi, sisteme ve adalete ne kadar uygun? Eğitimde fırsat eşitliği diyenler için, yatay geçişin bu denli kolay ve bazen imtiyazlı bir şekilde yapılması, birçok soruyu gündeme getiriyor.
Gelecekte Yatay Geçiş: Sistemi Değiştirebilir mi?
Peki, yatay geçiş gelecekte nasıl evrilebilir? Eğitim sistemindeki zayıflıklar göz önüne alındığında, yatay geçişin gelecekte nasıl bir potansiyel taşıyabileceğini düşünmek gerek. Bu uygulamanın sürdürülebilirliğini sorgulayanlar için, yatay geçişin bir “geçiş yolu” değil, aksine eğitimdeki temel sorunların fark edilip çözüme kavuşturulması gerektiğini savunuyorum. Gelecekte, yatay geçişi sadece bir “kaçış yolu” değil, bir öğrenme ve gelişim süreci olarak ele alırsak, eğitimdeki köklü değişiklikler ortaya çıkabilir. Öğrencilerin kendi yolculuklarında rehberlik alabilecekleri bir eğitim sistemi, belki de yatay geçişin gerekliliğini ortadan kaldırabilir.
Siz ne düşünüyorsunuz? Yatay geçiş eğitimi güçlendiren bir fırsat mı, yoksa eğitimdeki temel sorunları göz ardı eden geçici bir çözüm mü? Eğitim sisteminin bu zayıf yönleri ile başa çıkmanın daha doğru bir yolu var mı? Bu konuda daha fazla tartışmak ve derinleşmek istiyorsanız, görüşlerinizi yorum kısmında paylaşın.