Hira Dağı Kaç Basamak? Bir Yolculuğun Derinlikleri
Geçen hafta, Kayseri’den Hira Dağı’na doğru bir yolculuğa çıktım. Düşüncelerim karma karışıktı. Yıllardır duydum, okudum, ama hiç gitmemiştim. O kadar çok insanın “Hira Dağı’na tırmanmak çok zor, basamaklar bitmiyor” dediğini duyduğum halde, bu yolculuğun ne gibi bir etki bırakacağı hakkında hiç bir fikrim yoktu. Tek bildiğim, hayatımın bir dönüm noktasına geldiğimdi ve bir şeyleri yeniden görmek, yeniden anlamak istiyordum. Belki de bu yolculuk, içsel bir değişim için bana fırsat sunardı. Ama Hira Dağı’na çıkmak hiç de düşündüğüm gibi kolay olmadı.
Yola Çıkmadan Önce: Umut ve Heyecan
Saat sabahın erken saatleriydi. Dışarıda hava henüz tam aydınlanmamıştı. Hira Dağı’na çıkacağımı söylediğimde, insanlar genellikle şaşırmıştı. “Kaç basamak?” diye soruyorlardı, sanki bu, bu yolculuğun zorluklarını bir şekilde özetliyordu. Belki de bu basamaklar, bu dağın zirvesine ulaşmak için geçilmesi gereken fiziksel engellerden daha fazlasıydı. Bir anlamda hayatımda ilerlediğim her basamağı hatırlayacaktım, hem de bir bir, her adımda. O yüzden basamak sayısı, içimde bir yerde hiç de önemsiz değildi.
Güzel bir güne uyanmıştım. Beni bir türlü rahat bırakmayan kaygılarım, bu dağa tırmanırken kaybolacak gibiydi. Bir yanda ruhsal olarak zorlayıcı bir dönem geçirdiğimi hissediyordum ama diğer yandan da neşeliydim. Bu dağda her şeyin farklı olabileceği, içsel bir huzura kavuşabileceğimi düşündüm. Hira Dağı’na doğru yol alırken içimdeki bu karışık hisleri hafifçe bir kenara bırakmaya çalıştım. Basamakları düşünmek yerine, her bir adımı hissetmek istiyordum. Bu yolculuk, sadece fiziksel bir mücadele değil, içsel bir yolculuk da olacaktı.
İlk Basamak: Hayal Kırıklığı
İlk basamaktan itibaren, bu işin hiç de kolay olmadığını fark ettim. Yolculuğun başında biraz heyecan vardı ama birkaç dakika sonra, basamakların ne kadar zorlu olduğunu gördüm. Her basamağı tırmanırken içimdeki umut biraz daha silikleşiyordu. Hira Dağı’na tırmanmanın bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim. Adımlarım yavaşladı, nefesim kesilmeye başladı. Bir an durdum, biraz geri adım attım, sonra tekrar tırmanmaya başladım.
İçimdeki duygular karışıktı: bir tarafta yaşadığım hayal kırıklığı, diğer tarafta ise yolun sonunda beni bekleyen huzur düşüncesi vardı. “Kaç basamak?” diye düşünürken, aslında başka bir şeyin farkına vardım: hayat da öyle değil miydi? Her adımda bir engel, her adımda bir zorluk vardı ama sonunda, her şeyin anlam bulacağı bir zirve vardı. Zihnimde bu düşünceler dönerken, kalbimde ise “Devam et” diyerek adımlarımı hızlandırdım.
Zirveye Yaklaşırken: Umut
Bir süre sonra, zirveye yaklaşırken basamaklar daha da dikleşti. Tüm vücudum ağrıyordu. Ama o anda içimde bir şeyler değişmeye başladı. Her basamağa bir umut katıyordum. Gözlerim, dağın zirvesini arıyordu. Ama asıl görmek istediğim şey, bu yolculuktan ne çıkartacağımdı. O kadar çok adım atmıştım ki, bazen farkına bile varamıyordum. Her bir basamaktan sonra bir yenisi, daha zoru geliyordu ama ben yine de devam ediyordum. Her nefesim, her adımım daha çok anlam kazandı.
İçimdeki duygusal karmaşa azalmıştı. Evet, bu yol zordu, evet, her adımda bir hayal kırıklığı vardı ama aynı zamanda her bir basamağa tırmanırken daha fazla şey öğreniyordum. Hira Dağı’na çıkan her kişi, kendi iç yolculuğuna da çıkıyordu. Her basamaktan sonra kendime daha fazla güvenmeye başlıyordum.
Zirveye Ulaşmak: Duygusal Bir Zafer
Sonunda zirveye ulaştım. Başarı, bir noktada sadece fiziksel değil, içsel bir zaferdi. O kadar basamaktan sonra, zirveye çıktığımda o kadar fazla şey hissettim ki, anlatmam mümkün değil. Sadece gözlerimdeki yaşlar ve yüzümdeki gülümseme, bu yolculuğun bana kattığı duyguyu anlatıyordu. Her basamağın, her adımın bir anlamı vardı. Hira Dağı’na çıkmak, yalnızca bir dağa tırmanmak değildi. Bunu yaparken içimdeki engelleri de aşmıştım.
O anda, “Hira Dağı kaç basamak?” diye düşündüm. Belki de bu kadar basamağın olması, hayatın her bir zorluğunun, her bir mücadelenin bir hatırlatıcısıydı. Hayat ne kadar zor olursa olsun, her basamağı tırmanabilirdim. Bazen bu basamaklar bitmezmiş gibi gelse de, sonunda zirveye ulaşılabiliyordu.
Zirvede, Kayseri’nin tüm manzarasına bakarken, içimde bir huzur vardı. Artık basamakları saymıyordum. Çünkü her basamağın aslında bana kattığı bir anlam vardı. Hira Dağı’na tırmanmak, sadece bir fiziksel yolculuk değildi, aynı zamanda içsel bir yolculuktu. Bu dağda her şey çok daha derindi.